Ana sayfa » Okul » Türkçe » Ey Şehit Oğlu Şehit
Türkçe

Ey Şehit Oğlu Şehit

Akif’in “Ey Şehit oğlu Şehit” diye seslendiği dedelerimize minnetle

Yıkık, viran ama kutlu hayatların arasından vatanı için mücadele etmeyi ve ölmeyi şeref sayan, rıza-i İlahi için yaşlı anacığının eline son saygı öpücüğünü bırakıp onu Allah’a emanet eden; doğacak yavrusunu bir defa bile koklayamadan cennetim, namusum dediği vatanı için sorgusuzca ölmeye giden dedelerimizin destanıdır Çanakkale.

Yürekleri vatan sevdasıyla çarparken, iman ikliminde yetişen yiğitlerimizin türküsüdür Çanakkale. Minarelerden yükselen ezanların susmaması için, başka bir bayrak altında yaşamaktansa ölmeyi kendine çok gören, karanlıktan aydınlığa çıkışın en hüzünlü nağmesidir Çanakkale.

Kan, barut kokusu arasında gelincikleri kıskandıran bir renk hâkimken Çanakkale’ye; Kanlısırt, adının hakkını vermek istercesine buğday başakları gibi toprağa düşen Mehmed’imi nasıl da bağrına basıyordu. Güneş bile yaslı kızıllığında batarken, bir gördüğü yiğidi bir daha görememe endişesi taşıyordu. Bulutlar, “medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” karşısındaki haksız rekabete olan öfkesini Conkbayırı’nın yamaçlarında bitmek tükenmez bir rüzgârla gösteriyordu.ey şehit oğlu şehitAnafartalar’da adını tüm dünyaya duyuracak bir kahraman; Mustafa Kemal, Milletin makûs kaderini değiştirmek için gece gündüz o cepheden bu cepheye koşturuyor; Kafkas cephesi başta olmak üzere diğer cephelerdeki yenilgi haberleri yüreğini yangın yerine döndürse de mücadeleden asla vazgeçmiyordu.

Akif, küçümsemek için değil; “Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşerin” Gelibolu’ya akın ettiğini vurgulamak için “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” diyordu. Amacı bu olsa da Akif’in, ne benim Mehmed’im biliyordu kime kurşun sıktığını, ne de Mehmed’imi hayatının baharında al kanlar içinde bırakanlar ne için mücadele ettiğini biliyordu.

Arıburnu, Conkbayırı, Seddülbahir ve Anafartalar’da tüm dünyaya meydan okurken Mehmed’im, Türk Milletinin yüreğinden ve dudaklarından; semaya gecenin kesif karanlığını yırtan en samimi dualar yükseliyordu. Bu dualara yerde ve dahi gökte kaç bin melek şahitlik etti bilinmez ama Seyit Onbaşı da kendinin dört katı son mermiyi topa nasıl yerleştirdiğini bilmiyordu. Ama işte tarih: Çanakkale geçilmez diyordu.

Aradan yıllar geçtikten sonra senin insanlığını “centilmenlik” diye nitelendirip Çanakkale’ye “Son Centilmenler Savaşı” denilecekti. Gösterdikleri vahşeti gizlemek istercesine kendilerine pay çıkartanlar ne anlardı senin insanlığından. Anlasalardı bugün de utanır mıydı insanlık insanlığından?

Ey Sen! Çanakkale’nin Aslanı!

Ey Şehit oğlu Şehit!

Ey Mehmed’im, ey benim Dedem!

Bilirim, istemezsin benden ne bir takdir ne bir makber.

Yeter dersin bana ağuşunu açmış bekleyen Peygamber!

Ama dur!

Kulak ver, son bir söz sana evlat,  Akif ile beraber:

Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı

Düşün altında binlerce kefensiz yatanı

Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı

Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Etiketler

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın