Ana sayfa » Din » Allah Korkusu
Din

Allah Korkusu

Allah korkusu ve hangi bağlamda ele alındığı ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: “İnsanlardan değil, benden korkunuz” (Maide Suresi, 44. ayet). Rabb’imiz bir başka ayeti kerimede ise “Eğer müminseniz, onlardan değil benden korkunuz” (Âl-i İmran Suresi, 175. ayet)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) söyle buyurmuştur:  “Yüce Allah şöyle buyurur: Şu iki korkuyu iki gün aynı kulumda bir araya getirmem. Dünyada benden korkanın Ahiretini emin kılarım. Buna karşılık dünyada iken benim korkumu yüreğinde taşımayanları Kıyamet günü korkuya düşürürüm.”

Başka bir rivayetinde ise Peygamber’imiz (s.a.v.) buyuruyor ki: “Hiç bir mümin düşünülemez ki Allah korkusu ile gözünden sinek başı kadar yaş çıksın ve elmacık kemiğine kadar insin de o kula cehennem ateşi değsin.”

Rivayet edilir ki, Kıyamet günü bir kul Allah katına çıkartılacak ve günahların ağır bastığı görülerek cehenneme atılması emredilecektir. Bu sırada kirpiklerden bir tel dile gelerek şöyle diyecektir. Ey Rabbim! Senin Resulün Muhammed (s.a.v.): “Kim Allah korkusu ile ağlarsa Allah onun yaş döken gözlerini cehenneme haram kılar” diye bildirdi. Ben senin korkundan ağlamıştım.

Bunun üzerine dünyada Allah korkusu ile ağlayan bir kirpik teli sayesinde adam affedilecektir. Cebrail (a.s): “Falan oğlu falan bir tel kirpik sayesinde kurtuldu” diyerek bu durumu ilan edecektir.

Rivayet edilir ki, Kıyamet günü cehennem ortaya çıkınca öylesine kükreyecek ki, bütün ümmetler dehşetinden dizüstü kapanacaklardır. Nitekim Yüce Allah (c.c.) buyuruyor ki:  “…ve sen her ümmeti dizüstü çökmüş (ne olacağını endişe ile bekler) görürsün. Her ümmet amel defterini almaya çağrılır.” (Casiye Suresi, 28. ayet).

İnsanlar cehenneme yaklaştırıldıklarında onun öfke ve kükreyişini duyacaklar, bu kükreyiş beş yüz yıllık mesafeden duyulacaktır. O zaman peygamberler dâhil herkes kendi derdine düşerek: “Ben ne olacağım?” diyecektir. Yalnız peygamberlerin Yücesi olan Hz. Muhammed (s.a.v.)  müstesna, O: “Ümmetim ne olacak, ümmetim ne olacak?” diyecektir.

O sırada cehennemden dağlar gibi bir ateş kütlesi çıkacaktır. Peygamber’imizin (s.a.s) ümmeti: “Ey ateş kütlesi! Namaz kılanlar, doğruluktan ayrılmayanlar, Allah’tan korkanlar ve oruç tutanlar hakkı için geri döner misin?” diye yalvararak ateşi geldiği yere göndermeye çalışacaklar, fakat ateş geri dönmeyecektir.

Bu sırada Cebrail’in (a.s.): “Ateş kütlesi Muhammed’in ümmeti üzerine yöneldi” diye seslendiği duyulacaktır. Bunun üzerine Cebrail, bir bardak su getirerek Peygamber’imize uzatacak ve: “Ey Allah’ın Rasulü! Bunu al, ateşin üzerine at” diyecektir. Peygamberimiz (s.a.v.) Cebrail’den aldığı bardağı ateşin üzerine boşaltır boşaltmaz ateş sönecektir.

Peygamberimiz (s.a.v): Bu su nedir? diye soracak ve Cebrail’den (a.s) şu cevabı alacaktır: “Bu senin ümmetinin, Allah korkusu ile ağlayan günahkarlarının gözyaşıdır. Şimdi ateşin üzerine serpip onu –Allah’ın izni ile – söndüresin diye sana getirme emri aldım.”

Kaynak: İmam Gazali, Kalplerin Keşfi, s: 13-15’ten derleme.

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın